Plüton Neden Gezegen Değil

Özel ilgisi olmayan hemen herkes Plüton’un bir zamanlar gezegen olup artık olmamasına alaycı bir biçimde yaklaşarak milyar senedir Güneş Sistemi’nde dolaşan bir gezegeni bilim adamları ne hakla gezegenlikten çıkarıyor yorumu yapıyor. İlk bakışta Güneş’in etrafında dönen bir gezegenin sırf insanlar yeterince büyük kabul etmediği için gezegenlikten çıkarıldığı düşünülebilir fakat bu yanlış olur. Öncelikle bir gezegenin ne olup ne olmadığını anlamak gerekir.

pluto

havada duran yuvarlak kayayı görenler şaşkınlığını gizleyemedi

2006 senesinde Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) gezegen teriminin hangi gök cisimleri için kullanılıp kullanılmayacağını kesin olarak belirledi. Tanıma göre Güneş Sistemi’ndeki bir gezegenin özellikleri şunlar olmalı:

  1. Obje Güneş’in etrafında dönmeli.
  2. Küresel şekle sahip olmasına yetecek kadar kütle çekimi kuvvetine sahip olmalı.
  3. Yörünge civarını temizlemiş ve tek başına olmalı.

Plüton ilk iki kurala uyuyor. Üçüncü kural hemen anlaşılmayabilir. Bu kurala göre bir gezegen, gezegen oluşumu bittiği sırada kütle çekimsel olarak dominant olmalıdır. Uyduları dışında kütlesel olarak onunla kıyaslanabilecek herhangi bir obje yörüngesi etrafında olmamalıdır. Plüton ve benzeri gök cisimleri, ilk iki kurala uyup üçüncü kurala uymadıklarından dolayı cüce gezegen olarak adlandırılırlar. Bu tanıma uyan her gök cismi cüce gezegendir. Plüton gibi cüce gezegenler üçüncü kuralı ihlal ederek Güneş etrafındaki yörüngelerini kendilerine benzer bir çok Kuiper Kuşağı cismi ile paylaşırlar ki kendileri de Kuiper Kuşağı’na dahildir.

Dünya’nın Güneş’e olan uzaklığı işlem kolaylığı için 1 AU (Astronomical Unit / Astronomik Birim) olarak tanımlanmıştır. Kuiper Kuşağı, Güneş’ten uzaklığı 30 AU ile 50 AU arası olan bir bölgede yer alır ve Güneş Sistemi’nin doğumundan artakalan küçük gök cisimleri buradadır. Kuiper Kuşağı, Asteroit Kuşağı ile karıştırmamalıdır; Kuiper son gezegen Neptün’ün ötesindedir ve sistemin oluşumundan artakalandır, Asteroit Kuşağı ise Mars ile Jüpiter arasında Jüpiter’in çok güçlü kütle çekimi yüzünden birleşip gezegen oluşturmayı başaramamış asteroit oluşur. Kuiper Kuşağı mensupları kaya ve metalden oluşan asteroitlerin aksine metan, amonyum ve su buzu içerir. Kuiper Kuşağı’nın ötesinde ise 100 bin AU mesafeye kadar uzanan Oort bulutu yer alır.

Kuiperbelt-1

plüton yılan gibi süzülüyor

Plüton Kuiper Kuşağı’nın en ünlü sakini olduğu için bu kuşaktaki gök cisimleri plütino olarak isimlendirilmiştir. Plütinolar Neptün ile 2:3 rezonansındadır, bu da şu demektir ki Neptün Güneş etrafında 3 tur attığında plütinolar 2 tur atarlar. Bu rezonans Neptün ile Uranüs’ün sistemin genç yıllarında yaptıkları göçten kaynaklanır. Gezegen oluşum teorilerine göre Neptün ve Uranüs en başta sistemin iç taraflarında Güneş’e yakın bir yerde vücuda geldiler. Fakat gaz devi gezegenlerin (sistemin dış tarafında bulunan Jüpiter ve Satürn) kütle çekimleri dolayısıyla dışarıya göç ettiler ve Neptün göç sırasında küçük cisimleri kendisiyle rezonansa soktu. Ayrıca göç yolu sırasında görece küçük gök cisimlerinin Jüpiter ve Satürn ile etkileşimine neden oldu.

İşte bu Kuiper Kuşağı’nda yer alan Plüton kendisi gibi bir çok gök cismi ile yan yana yörüngede süzülmektedir. Gezegenlerde böyle bir durum yoktur, her bir gezegen kendi küçük uydusu dışında benzer bir cisimle komşuluk yapmaz. Dünya, kendisinden küçük Ay ile yörüngesindeki diğer her türlü cismi kendine katarak temizlemiş halde gitmektedir. Mars, Dünya’nın hemen ötesinde; kendi temiz yörüngesinde uydularıyla beraber hareket eder. Plüton gibi cüce gezegenler ise aynı yörüngede hep beraber gitmektedirler. Bu sebepten ötürü Plüton’un gezegen olması mümkün değildir.

kbo_size

taş koleksiyonum ne yazık ki etkileyici olmaktan çok uzakta

Ayrıca Plüton Kuiper Kuşağı’ndaki en meşhur cisim olsa da en büyüğü değildir. 2005 yılında keşfedilen Eris cüce gezegeni Plüton’dan daha büyüktür. Acıklıdır ki Eris’i keşfeden gök bilimciler hali hazırda gezegen olan Plüton’dan daha büyük bu cismin kesinlikle gezegen ünvanı alacağından ve 10. gezegeni bulan insanlar olacaklarından emindiler. Hatta daha önceleri feminist dürtülerle kendisine Zeyna, uydusuna da Gabriel dedikleri bu gezegenin ismi için yarışma açmış, dünyanın her yerinde kendi coşkularına ortaklar bulmuşlardır. Fakat Eris’in keşfinden sadece bir yıl sonra gezegen tanımı kesin olarak yapılmış ve Plüton ile beraber Eris’de gezegenlik şansını yitirmiştir.

Sonsuz Evrenin Getirdikleri

Cesur Yeni Dünya kitabının yazarı Aldous Huxley’in dedesi Thomas Huxley azılı bir Darwin savunucusu olmasıyla tanınır. Charles Darwin bilimsel tartışmalardan hiç haz etmediği için tartışmalardan kaçardı ve tartışma işini Thomas Huxley büyük bir tutkuyla gerçekleştirirdi, öyle ki kendisi Darwin’s Bulldog olarak nam salmıştı. Evrime karşı hala daha gelen evrimsel gelişimin rastgele olduğu ve bu kadar kompleks sistemlerin rastlantısal ürünler olamayacağı sorusuna bir cevap geliştirmiştir. Evrim rastgele veya tesadüfen değildir, milyonlarca yıllık sistematik hayatta kalma gelişimidir ama Huxley’in teorisi tamamen rastlantısal olsa bile ne olurdu sorusunun cevabını verir, yeterli süre geçerse her şey olur.

 Shakespeare Yazan Maymun olarak adlandırabileceğimiz teoreme göre sonsuza kadar yaşayan bir maymun bir daktiloya rastgele basarak bir Shakespeare eseri yazabileceketir. Rastgele tuşlara anlamsızca basarak bir oyun yazmak çok çok düşük bir olasılıktır ama imkansız değildir. İmkansız olay; fizik kurallarına aykırı olan, gerçekleşmesi sonsuz zaman ve şans verilse dahi gerçekleşmeyeceği kesin olan durumdur. Olasılıksız (improbable) olay ise gerçekleşmesi sağduyuya göre mümkün olmayan, fakat matematiksel ve fiziksel olarak bir aykırılığı bulunmayan çok düşük olasılıklı durumlara denir. Bir maymunun Shakespeare eseri yazması da olasılıksıza örnektir, kısıtlı zamanda (bu kısıtlı zaman birkaç gün değil milyonlarca yıl da olabilir) yazması mümkün gibi durmaz, fakat sonsuz maymun yazmaya çalışsa veya bir maymuna sonsuz zaman verilirse nihayetinde bu olasılığı düşük olay kesinlikle gerçekleşecektir.

sikeryum avm’de düzenlenen kuantum liderlik kitabının imza gününde yazarın mutluluğu gözlerine yansımıştı

Şimdi, evrenin bir ucunda sizinle aynı hayatı yaşayan birisinin olduğunu düşünün. Tamamen aynı tarihe sahip bir dünyada, aynı ailesi ve arkadaşlarıyla, birebir aynı görünümde, aynı duygularla, aynı bilinçle. Sizden bir tane daha. Bunun için Dünya oluştuğundan beri gerçekleşen bütün olayların da aynı olması gerekli. Sadece sizin ve insanlara bağlı olayların aynı olması değil, aynı zamanda gezegenin ve gezegenin komşusu bütün gök cisimlerinin de her bir zerresine kadar aynı olması gerekli. Evrenin bir ucunda bunun gerçek olma olasılığı çok çok çok düşüktür fakat bu imkansız bir olay değildir.

Eğer evren sonsuzsa, bu durum kesin olarak gerçekleşecektir. Sonsuzluk hakkındaki ne büyük yanılgılardan biri sonsuzluğun çok büyük bir sayı olduğunu zannetmektir. Sonsuz kavramı bunun ötesindedir, sonsuzluk zaman aralığı olarak alındığında her şeyin, fizik kurallarına uyduğu sürece gerçekleşeceğini söyler. Yukarıdaki örnekte olasılık çok düşüktü fakat sonsuz bir zaman aralığı verildiği için bu olay kesinlikle gerçekleşir.

Eğer evren sonsuzsa, sizin aynınızdan sadece bir tane olmaz. Sonsuz tane olur. Birebir sizle aynı sonsuz sayıda insan evrenin belli köşelerinde sizin yaptığınızın aynısını yapıyor, bu yazıyı okuyor. Birebir aynı olmasının dışında ufak tefek farklılıklarda da kendinizden mevcut, sizin bütün hayatınızdan tek farkı bugün 10:20 yerine 10:21’de uyanması olan veya üç gün önce 57 çekirdek yerine 58 çekirdek çitlemek olan örnekler de evrenin dört bir tarafında sonsuz sayıda var.

nasa_1622185c

herkesin etkilendiği uzay fotoğrafı gene etkiledi

 Paralel evren diye bahsedilen konu bununla alakalı olmamakla birlikte paralel evren adı altında incelenen fantezi dünyasını bu yorumlama gerçek kılar. Paralel evren tabiri kuantum kuramından doğan bir fikirdir, yazının kalanında bahsedeceğim mevzu çoklu evrenler (multiverse) ile ilgilidir. Paralel evrende kovboy olabilirim gibi fanteziler sonsuz evrende sonsuz kere gerçekleşir zira kovboy olmak fizik kurallarına aykırı değildir, dolayısıyla imkansız da değildir, olasılıksızdır fakat sonsuz olasılık arasında mevcuttur. Evrenin bir köşesinde sizin aynınız kovboyluk, samuraylık, başbakanlık, seri katillik yapıyor üstelik sonsuz sayıda.

Şunu anlamak önemli, bu bahsedilen alternatif yaşamlarınız paralel evren anlatımlarındaki gibi bambaşka bir diyarda değil, bunlar uzay gemisine binip ziyaret edebileceğiniz yaşamlar. Yetkin bir uzay aracıyla dünyanın en zengin insanı olduğunuz halinizi ziyaret edebilirsiniz, ya da sizin hayatınızdan tek farkı diğer halini ziyaret etmemek olan versiyonunuzu ziyaret edip onu şaşırtabilirsiniz.

Bütün bu örnekler olasılıksız koşullar içindi ve olasılıksız fizik kurallarına dahil olan düşük olasılıklı olaylar için tanımlanmıştı. Fakat eğer bahsedilen çoklu evrenler gerçekse ki bunlar her ne kadar popüler oldukları için sahte bilim tarafından sömürülüyorsa da bilimsel karşılıkları vardır (Inflation Theory), fizik kuralları sadece bizim evrenimizde kanun olduklarından farklı fizik kurallarına uyan evrenler de mevcut demektir. Dolayısıyla fizik kurallarına aykırı olduğu için imkansız kümesine aldığımız olaylar olasılıksız kümesine girer.

vader-luke-dagobah-cave

illuminati yaz stajı için sizleri çağırıyor

Sonsuz sayıda sonsuz evren olması demek, her türlü olasılığın gerçek olmasının imkan dahilinde olduğu, imkansız diye bir şeyin mevcudiyet anlamında kalmadığıdır. Yani başka bir evrende evrenin çok uzak bir köşesinde Luke Skywalker veya Prenses Leia’sınız, bambaşka bir evrende Gandalf’sınız.

Not: Bu bahsedilenler fiziksel bir gerçeklik belirtmemektedir, yalnızca eğer evren sonsuz ise olacakları içerir. Evrenin sonsuz olup olmadığı kozmolojinin meselesidir, burada eğer evren sonsuzsa fikrinden yola çıkarak basit matematiksel çıkarımlar yapılmıştır.